3d cartoon porn
cartoon porn pic
cartoon xxx

No: 102,  Septembre - Eylül - September 2018

Taksim Meydanının Hikayesi Featured

Rate this item
(1 Vote)

095-2nf-taksim_meydaninin_hikayesi

Taksim Meydanı 280 yıllık bir meydandır. Bu meydanı oluşturan birçok bina yıllar içinde büyük değişimlere uğramış ve birçoğu da yıkılmıştır. Meydanda bulunan yapıları kısaca özetliyorum.

TAKSİM CUMHURİYET ANITI

Taksim Cumhuriyet Anıtı, Taksim Meydanı'nda 1928 yılında İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica tarafından inşa edilmiştir. Heykeltraş Hadi Bara ve Sabiha Bengütaş'in yardımlarıyla, anıt tamamlanmıştır. 8 Ağustos 1928'de açılan anıtın, kaide ve çevre düzeni mimar Giulio Mongeri tarafından yapılmıştır. 1925'te dönemin İstanbul milletvekili Hakkı Şinasi Paşa'nın başkanlığında oluşturulan bir komisyonca Pietro Canonica ile bağlantı kurulmuş ve anıt ısmarlanmıştır. 2,5 yıl süren anıtın yapımında taş ve bronz kullanılmıştır. Mali kaynak bulunamadığı için halktan bağış toplanmıştır. Ağırlığı 84 tonu bulan anıt Roma'dan İstanbul'a gemi ile getirilmiştir. Bu anıt, ilk defa figüratif bir anlatımla Mustafa Kemal Atatürk'ü ve kurulan yeni düzeni topluma tanıtan heykeldir. Bu anıtın yerleşim planlamasında önünde tören yapılacağı göz önünde bulunarak çevre düzenlemesi yapılmıştır. Bu plandan dolayı Taksim’de birçok yapı yuvarlak planlı olarak inşa edilmiştir.


TAKSIM SU MAKSEMİ

1732 yılında inşa edilen maksem, Taksim Meydanı’ndan İstiklal Caddesine girince sağdaki ilk yapıdır. Sultan I. Mahmut döneminde İstanbul’a su getirilmesi için Belgrat Ormanları’nda su bentleri inşa edilmiştir.  Bentlerden gelen bu suyu şehrin değişik bölgelerine dağıtmak üzere su maksemleri yapılmıştır. Maksem, bir su dağıtma sarnıcı olarak da adlandırılır. Maksem sekiz köşeli, küfeki taşından bir gövdeye ve yine piramidal, sekiz köşeli bir çatıya sahiptir. Maksemin giriş kapısı üzerinde yer alan üç beyitlik talik kitabenin son iki satırı ebcet hesabıyla yapının tarihi olan 1732 yılını işaret eder. Cephesinde “Her şeye su ile hayat verdik” anlamına gelen bir ayetin yazılı olduğu Taksim Maksemi bu gün kapalıdır.


TAKSİM SARNICI

Belgrat Ormanı’ndan şehre gelen su, maksem ile dağıtılmadan evvel bu sarnıçta bekletilirdi. Bu sarnıç binası bir taş yapıdır. Yapı 21 metre genişliğinde, 90 metre boyundadır. Sarnıç on iki bölümlüdür, her bölüm 6 X 21 metredir. Her bölümün yüksekliği ise 2,91 metredir. Sarnıcın su hacmi 2730 metreküp olup, o döneme göre çok önemli bir miktardır. Osmanlı döneminde sarnıcın meydana bakan yüzünde derme çatma yapılar bulunmakta idi. Hatta Hacivat ile Karagöz oyunlarının oynatıldığı basit bir baraka bir tiyatro bile vardı. Buraya daha sonra Masse mağazası yapılmıştır. Masse mağazasında lüks faytonlar yani atlı arabalar satılırdı. Zaman içinde buraya karakol ve tuvalet binaları inşa edildi. 1940 yılında ise yeni bir şehircilik anlayışı ile bu ekleme yapıların hepsi yıkıldı ve sarnıç ortaya çıktı.


SU KASKATLARI

Taksim su sarnıcının Taksim Meydanı’na bakan uzun bir cephesi vardır. Bu bina aynı zamanda Taksim Meydanı’nın batısında yer alır. Bina uzunluğu doksan metre civarındadır. Bu cephenin Taksim meydanına bakan kısmında eskiden karakol ve genel tuvaletler bulunmakta idi. İlerleyen yıllar zarfında bu yapılar yıkıldılar. Yıkım sonrasında uzun ve monoton bir cephe ortaya çıktı. Bu cepheye hareket getirmek amacı ile 1940 yılında su kaskatları inşa edildi.  Özelikle bayramlarda ve kutlamalarda bu su kaskatları aydınlatılırdı. Bu kaskatlardan akan suların çıkardığı ses ve renkli ışık oyunları o dönemin önemli bir konusu idi. Birçok aile çoluk çocuk Taksim’e çıkıp bu görüntüleri seyrederdi.  Uzun yıllar bakımsız kaldı. 01.05.1977 yılındaki törenler sırasında ise halkın üstüne ateş eden provakatörler maalesef bu yapının çatısını kullandılar.


AYYILDIZ APARTMANI

Ayyıldız Apartmanı su sarnıcının hemen yanında idi. Bu köşede inşa edilmiş tek apartmandı. Benim öğrencilik yıllarım olan 1970’li yıllarda bu binada kadın peruğu ticareti yapan ve kuaför malzemeleri satan firmalar vardı. Daha sonra Tarlabaşı Bulvarı istimlakları sırasında 1987 yıllında yıkıldı. Bu binanın önünde meydanı o dönem Tarlabaşı Caddesi olan Abdülhak Hamit Caddesine bağlanan bir sokak bulunurdu.


KRİSTAL GAZİNOSU

Taksim Meydanı’ndaki Cumhuriyet anıtının dairesel çevre düzeni vardı. Bu daireselliğe uygun olarak yapı adalarının da meydana bakan kısımları daireseldi. Meydana bakan bu adalardan birinde de Kristal Gazinosu vardı. Bu Gazinonun kuruluşu, 1935’li yıllarda olduğu tahmin edilmektedir. Dairesel bu yapının en üst katında bu gazino bulunurdu. Alt kısımda az sayıda dükkan vardı. O dönemde İstanbul’un en önemli eğlence yeri idi. O dönemlerde Avrupa’da 2. Dünya Savaşı sürüyordu. Biz de ise savaş yoktu ama ekonomik olarak büyük bir çöküntü vardı.  Özellikle savaş sırasında karaborsadan zengin olanlar bu lokaller de büyük paralar harcadılar. O yıllarda Anadolu’da çiftliğini çubuğunu satanların burada para yedikleri anlatılmaktadır. Bunlara o dönemlerde Hacıağa denirdi.

O dönemde parası olanlar kruvaze takım elbise giyerlerdi. Uzun etekli siyah paltoları vardı. Yana yatırılan ‘’Fötr’’ şapkaları takarlardı. Parmaklarında bol miktarda altın yüzük olurdu. Bazıları ise beyaz ipek eşarp takardı. Tabii bıyık ve baygın bakış bu işin jargonu idi. Gazino, akşam programları dışında düğün, dernek, kongre ve toplantılara ev sahipliği yapmakta idi. 1957 yılında CHP İstanbul il toplantısını burada düzenledi. Bu olay iktidarın tepkisini çekti. Hemen yapılan incelemede yapı ruhsatında pürüz bulundu. Yol genişletme çalışması bahane edilerek, yapı yıkıldı. Arsası sonradan Aksaray Dolmuş durağı oldu. Cephedeki yapı yıkılınca Abdülhak Hamit Caddesi’ndeki yapıların hela pencereleri bir anda meydan manzarası kazandılar. Bu ortaya çıkan çirkin apartman cephelerini örtmek içi apartman boyu şişeler ve salça kutuları kondu. Kapanan Kristal Gazinosu sahipleri daha sonra Tepebaşı’ndaki Kasablanka Gazinosunu işlettiler.


TALİMHANE

Topçu Kışlasındaki askerler eğitim faaliyetlerini caddenin karşısındaki büyük düzlükte yaparlardı. Bu alana zaman içinde talim yapılan yer anlamında ‘’Talimhane’’ ismi verildi. Bu alanın topoğrafyası ilk zamanlarda düzgün değildi. Zamanla top arabalarının rahat hareket edebilmesi için burası düzleştirildi. 1920 yılında Topçu Kışlasının işlevini kaybetmesi ile bu alan iskana açıldı. İmar projesinde planlı olarak birbirini kesen muntazam caddeler olarak düzenlendi. Bu alana altı katlı apartmanlar inşa edilmesi izni verildi. Taksim meydanı önem kazandıkça bu alanda gelişim hızlandı. Talimhane semti 1930 yıllarından itibaren 1945 yılına kadar on beş senede doldu. Özelliklede 1948 yılından itibaren Taksim Gezi Parkı açılınca elit bir kesimin yaz ve kış oturdukları bir semt oluştu. 1950 yılından itibaren Amerikan Otomobilleri günlük hayatımızın içinde önemli bir yer tutmaya başladılar. Bu otomobillerin yedek parçaları, Talimhane’deki apartmanların altındaki dükkanlar da satılmaya başlandı. Son on yıldır cadde ve sokaklar araba trafiğinden arındırılıp bir otel merkezi haline getirildi.


TAKSİM CUMHURİYET CADDESİ

Taksim’den Harbiye'de yerleşim 1870 yılındaki Beyoğlu yangını ile başladı. Evsiz kalan Levantenler ve gayrimüslimlerin Harbiye çevresinde inşa edilen kagir binalara taşınmalarıyla başladı. Şehir yavaş yavaş Harbiye'ye, Pangaltı'ya doğru, daha çok askeri ve idari yapılarla uzanmaya başladı. Semte adını veren Mekteb-i Harbiye padişah Sultan II. Mahmut'un emriyle 1834 tarihinde kuruldu. Günümüzde Askeri Müze olarak kullanılan binası 1864 yılında Sultan II. Abdülhamit tarafından inşa ettirildi. Harp Okulu, Cumhuriyetin ilanından sonra 25 Eylül 1936 tarihinde Ankara’ya nakledildi. Bölgenin önemli binalarından biri olan İstanbul Radyoevi ise 19 Kasım 1949 günü, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün açış konuşmasıyla hizmete girdi. Notre Dame de Sion Fransız Lisesi de Radyoevi'nin karşısında konumlanmıştır. Günümüzde semtin ana caddesi olan Cumhuriyet Caddesi boyunca birçok oteller, yerli ve yabancı havayolları bulunmaktadır.


TOPÇU KIŞLASI

Topçu Kışlası ve Gezi Parkı, Taksim Meydanı’na cephesi olan Cumhuriyet ve Mete Caddeleri arasında kalan dev bir yapı alanıdır. Dikdörtgen şeklindeki büyük alan Asker Ocağı Caddesi ile son bulmaktadır. Bu alan eskiden Ermeni Mezarlığı idi. Daha sonra Ermeni Mezarlığı Şişli’ye taşındı. Kışla mezarlık üstüne inşa edildi. Bu alan 38.000 metrekare büyüklüğündedir. Bu alana ilk kışla Sultan I. Abdülhamit döneminde inşa edildi. İlk yapı ahşaptı. Ahşap yapı Sultan III. Selim zamanında yaşanan Kabakçı İsyanı sırasında büyük çapta tahrip edildi. Bu tahrip edilen yapı Sultan II. Mahmut döneminde Saray baş mimarı Hafız Mehmet Emin Ağa tarafından tamir edilmiştir.

Topçu Kışlasının ikinci yapısı ise 1803-1806 arasında orijinal adıyla Halil Rifat Paşa Topçu Kışlası adıyla inşa edildi. Kışlanın mimarının Ermeni Kirkor Balyan idi. Bu yapılan binanın mimari tarzı Oryantalizm denilen bir akımdır. Hint, Rus, Türk mimarisinden esintiler taşıyan Topçu Kışlası’nın ana gövdesi iki katlı, soğan kubbeli ve kule görünümlü köşeleri ise üçer katlıydı. Bu yapı İstanbul’un işgal yıllarına kadar kışla olarak kullanıldı. İşgal sırasında Senegal’li askerlere tahsis edildi. İşgalden sonra yapı, büyük çapta harap olmuştu. 1940 yılında Vali ve Belediye Başkanı Lütfü Kırdar, danışman mimar Henri Prost’un kentsel tasarım projesi çerçevesinde Taksim’de radikal değişiklikler yaptı. Taksim Kışlası 1947 yılında yıkıldı. Ortaya çıkan alan, Taksim Gezisi adıyla meydanla ilişkilendirildi. 38 bin metrekarelik alan o tarihten sonra İstanbul’luların nefes alma alanı oldu. Şehircilik uzmanı Henri Prost imar planını hazırlarken, Taksim, Dolmabahçe, Nişantaşı ve Beşiktaş Vişnezade arasında büyük bir park projelendirdi. Taksim Gezisi'ni de yetkililere önerdi. İstanbul'un Cumhuriyet döneminde yapılan ilk parkı oldu. Mermer parmaklıklı mermer merdivenler, Boğaziçi'ne bakan oturma mekanları, banklar, çim sahaları, Gezi'yi halkın sık sık gelip dolaştığı bir yer haline getirdi.

1944'te Taksim Gezisi'nin Taksim Meydanı'na bakan güney kısmında, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün at üzerindeki heykelinin kaidesi inşa edildi ancak heykel hiçbir zaman dikilmedi. 1950'de Demokrat Parti iktidara geldikten sonra da, atlı heykel uzun süre bir depoda bekletildi, sonunda kaide söktürüldü, heykel bu parka değil de, Maçka'daki Taşlık Parkı'na dikildi. Gezi Parkının kuzey ucunda kalan Asker Ocağı caddesine Taksim Belediye Gazinosu inşa edildi. İlerleyen yıllarda ise 1970’li yıllarda Taksim Belediye Gazinosu yıkılarak Taksim Sheraton Oteli inşa edildi. Prost planı ile öngörülen büyük park alanı 1955 yılında İstanbul Hilton Oteli’nin inşası ile ilk darbeyi yedi. Hyatt Oteli, İntercontinental Oteli, Swiss Otel, Ritz Carlton otelleri ile bu yeşil büyük alan etkisini kaybetti.


TAKSİM STADI

İstanbul İşgal edilince Topçu Kışlası yabancı askerlerin kullanımına verildi. Kışla bu dönemde İşgal kuvvetlerinin merkezlerinden biri olarak kullanılıyordu. Kışla içinde yabancı askerler için düzenlemeler yapıldı. Hatta yabancı askerler için Bar bile kuruldu. Kışlanın ortasındaki boş alanı yabancı işgal kuvvetleri futbol sahası olarak kullanmaya başladılar. İstanbul'un 6. Ekim 1923 tarihindeki kurtuluşundan sonra Cumhuriyet döneminde ise bu alan stadyum olarak düzenlendi. 1929 yılından 1947 yılına kadar 18 sene futbol maçlar burada oynandı. İnönü Stadı yapımı için 1939 yılında Dolmabahçe'de temel atıldı. Ama araya 2.Dünya Savaşı girince işler uzadı. Dolmabahçe Stadının 1947 yılında açılması ile Taksim Stadı'nın fonksiyonu bitti.


ELEKTRIK MÜDÜRÜNÜN KONAĞI

Bugün Atatürk Kültür merkezinin önündeki boş alanda bir taş konak vardı. Bu yapı dört katlı dik çatıları olan bir bina idi. Stil olarak İskoç tarzı bir yapı idi. İlerleyen yıllarda sarmaşık ile kaplanmıştı. Yapının giriş kapısı üstü olan kısım cumba gibi öne çıkmıştı. Çatı katında şık bir balkonu bulunmakta idi. Bu yapıda bir Fransız Müdür ikamet etmekte idi. Bu kişi İstanbul Elektrik İdaresi Müdürü’nün idi. AKM inşaatının başlaması ile bu bina yıkıldı.


ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ

İstanbul'da Taksim Meydanı'nda opera, bale, tiyatro, konser ve sanat olayları için inşa edilmiştir. 1940’lı yıllarda İstanbul Belediye Başkanı Dr. Lütfi Kırdar İstanbul sanat yaşamı için yeni binalar yapımına karar vermişti. Bu yapılar Harbiye Açık Hava Tiyatrosu, Spor Sergi Sarayı ve Taksim’de bir kültür merkezi idi. Bu kültür merkezi Mimar Feridun Kip ile Mimar Rüknettin Güney tarafından projesi çizildi.  Kültür Merkezi 29 Mayıs 1946’da temeli atıldı. Ödenek yokluğu nedeniyle tamamlanamayınca 1953 yılında Bayındırlık Bakanlığı’na devredildi. 1956’da yapının projesi değişti. Mimar Hayati Tabanlıoğlu projesi ile inşaata devam edildi. Bina, 12 Nisan 1969’da “İstanbul Kültür Sarayı” adıyla hizmete girdi. Açılışta Ferit Tüzün’ün Çeşmebaşı Balesi ile Verdi’nin Aida Operası sahnelendi. 1969 yılında açılan yapı 1970 ArturMiller’in Cadı Kazanı oyunu oynanırken yakıldı. Sultan IV. Murat oyunu için Topkapı Sarayı’ndan getirilen birçok kıymetli eşyada yandı. Sultan IV. Murat’ın kaftanı, değerli bir el yazma Kuran ve bazı minyatürler bunlar arsında idi. Tekrar uzun yıllar restore edildi.  Yangından sonra Hayati Tabanlıoğlu tarafından onarılan bina 8 yıl sonra 6 Ekim 1978 tarihinde ikinci kez açıldı. 2000’li yıllara kadar hizmete devam etti. 2005 yılında bina yıprandığı için dönemin iktidarı tarafından yapı yıkılmak istendi. Ancak sanat ve mimarlık platformlarının, sivil inisiyatiflerin yoğun tepkisi, ısrarlı gösteriler ve basının desteğiyle yeniden yapılan değerlendirmeler sonucunda Kasım 2007’de İstanbul 2 No'lu Koruma Kurulu, Atatürk Kültür Merkezi'ni 1. grup kültür varlığı olarak tescil etti ve böylece yıkım gerçekleşmedi. 2012 yılında Sabancı Holding tarafından yenilenmesi için kaynak sağlandı. Ama dönemin iktidarı bu projenin uygulanmasına engel oldu. Yapı on yıldır harap durumda bekletiliyor.


AYAZPAŞA KÖŞE TERMİNALİ

Taksim Meydanı’ndan İnönü Caddesi’nin girişinde sağda bugün Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün İstanbul Bölge Müdürlüğü binası var. Bu yapının Taksim Meydanı’na bakan cephesi oldukça şekilsiz bir bina görünümünde. Bu yapının yerinde eskiden Otobüs terminali bulunmakta idi. İnanöz, Kamil Koç ve Varan otobüslerinin kalkış noktası idi. Tek katlı, üç odalı bir yapı idi. Meydana bakan üç sivri kemerli penceresi vardı. Terminalin giriş kapısı Ayazpaşa Caddesi’nden idi.


MARMARA OTELİ

Bu yapı adasında ilk zamanlar Osmanlı Bankası Genel Müdürü’nün lojmanı bulunmaktaydı. Bu bina üç katlı olup AlexandreVallaury tarafından inşa edilmişti. Oldukça şık ve batı tarzı bir konaktı. Bu konağın bir katında İstanbul Kulübü adıyla tanınan bir sosyal dernek bulunmakta idi. Bu dernek daha sonra Sıraselviler Caddesine taşındı. İstanbul’da iş yapan yabancı iş adamlarının üye olduğu bir dernek idi. Osmanlı Bankası binasının yanında üç parsel daha vardı. Osmanlı Bankası bu parselleri satın aldı. Bu yapılar 1965-1968 döneminde yıkılarak Osmanlı Bankası tarafından bugünkü otel binası inşa edildi. Otel 1975 yılında Amerikan Otel şirketi İntercontinetal tarafından işletilmeye başlandı. 1980 öncesi toplumsal olaylar ve grevlerlerden dolayı Amerikan firması oteli kapatıp ülkeden ayrıldı. Daha sonra Fransız otelcilik firması Etap grubu tarafından işletilmeye başlandı.


ANKARA PAZARI

Bugün Taksim Marmara Oteli’nin batı uçunda Garanti Bankası bulunuyor. Bankanın önünde zarif bir heykel bulunuyor. Buradan aşağıya doğru Kazancı yokuşu başlar. Kazancı Yokuşu, Fındıklı meydanına inen dik bir yokuştur. Şarküteri mağazası küçük bir parsel sahibi idi. Yandaki büyük parsel Osmanlı Bankasına aitti. İlk zamanlar bu bina bir evdi. Burada Pears isimli bir İngiliz’in ikametgahı idi. Daha sonra İstanbul mutfak kültüründe ilk yenilikleri getiren Rum Kirku ailesinin şarküteri mağazası açıldı. Mağazanın sol tarafı boylu boyunca uzun bir reyon vardı. Vitrinli buzdolapları o dönemde her yerde yok. Bugün bile o peynir çeşitleri, salamlar ve sosislerin kokusu hala burnumdadır. 1963 yılında İstanbul Erkek Lisesi’ne girdiğimde okulda aç kalmayayım diye buradan bana peynir ve salam alırlardı. İstanbul’un salam ve sosis ile tanışması bu dükkan sayesinde olmuştur. Beyoğlu ve Taksim’de oturan hali vakti yerinde olan aileler buradan alış veriş yaparlardı. Bu mağaza daha sonra Ankara Pazarı ismini aldı.


GÜNEY APARTMANLAR BLOKU

Burası Taksim'in en değerli yapı adasıdır. Taksim Meydanına cepheli olup ve meydanın güneyindeki bitişik apartmanlardır.  Kazancı Yokuşundan Sıraselviler'e dönen köşedeki dört  önemli yapıdır. Kazancı yokuşundan sonra ilk yapı altı katlıdır. Binanın giriş katında Pamuk Eczanesi bulunurdu. Pamuk Eczanesi bir marka idi. En büyük özelliği piyasada bulunmayan yabancı ilaçlar burada bulunurdu. Eczanenin içi oldukça uzun, geniş ve ferah idi. Pamuk Eczanesi yanında dört katlı bir apartman vardı. Bu yapı sonradan yıkılıp 8 katlı ince uzun ruhsuz bir bina inşa edildi.

Üçüncü bina ise Mengerler binası idi. Mengerler o tarihlerde ülkede Mercedes demekti. Bu yapı yedi katlı güzel kagir bir apartmandır. Bugün bile meydandaki güzel yapılardan biridir. Yüksek tavanlıdır. Ön cephesinin iki yanı düz cepheli ortası dışa doğru bombeli bir yapıdır. Düz cephelerde yuvarlak balkonlar bulunurdu. En üst katta ortada üçlü bir balkon oldukça zariftir.  Bu yapının giriş katında ise büyük bir gazete bayii vardı. İstanbul'da o dönemlerde yabancı basın ve yayının satın alınabildiği en büyük gazete bayii idi.  O dönemlerde yabancı gazete ve dergiler İstanbul’da her yerde bulunmazdı. Dergiler genelde 3-5 gün gecikme ile gelirdi. Hatta 1970’li yıllarda yabancı dergilerdeki kadın resimleri mavi bir kalemle kapatılırdı.

Bu köşeye ‘’Rüzgarlı Köşe’’ denilirdi. Burası Taksim Meydanının en esintili noktasıdır. Harbiye’den başlayıp Cihangir’de son bulan bir hava koridoru bulunmaktadır. Rüzgarlı köşedeki yapı ise Taksim Sarayı idi. Sekiz katlı bir yapı idi. Bu binaya Umum Sigorta Binası da denirdi. Bu yapıda Arşimidis Müessesi, Ankara Pazarları, İstanbul Umum Sigorta büroları vardı. Binanın giriş katında mağaza olarak KLM Hollanda Hava Yolları ve Garanti Bankası bulunurdu. İstiklal Caddesinden gelen yaya trafiği buradan geçer otobüs duraklarına dağılırdı. Bugün bu yapı otel olarak kullanılmaktadır.


TAKSİM CHATEAU NEUF

Tam köşe binası çok özel bir yapı idi. Gerçek bir Osmanlı Şatosu idi.  Chateau Neuf binası bu çevrenin en önemli konutu idi. Binanın sahibi Hariciye Nezareti Genel Sekreteri olan Nuri Bey idi. Nuri Bey Fransız kökenli bir Osmanlı vatandaşı idi. Şato dört katlı idi. Üç önemli cephesi vardı. Her üç cephede üçer ahşap panjurlu pencereleri vardı. Yapı kagir idi. Özellikle davet salonlarının bulunduğu 3. Kat yüksek tavanlı inşa edilmişti. Şato Nuri Bey’in mirascılarından Münevver Hanım'a kaldı. Münevver Hanım daha sonra bu binada Aydın Okulu isimli bir okul açmıştı. Bu binadan Sıraselviler’e doğru devam edilirken iki önemli yapı daha vardır. Birinci yapı Askeri Doktor General Numan Beyin evi idi. Onun yanındaki ikinci binanın sahibi ise Hariciye Bakanlığı Hukuk Müşaviri Gabriyel Norodukyan Efendi idi.


MAKSİM VE MAJİK SİNEMASI

İstiklal Caddesinden Taksime çıkarken yol aksının sağında kalan bir yapı vardır. Bu yapı format olarak bir Roma tapınağını andırır. Her iki çatı köşesinde üçgen alınlıklar bulunur. Dışarıdan bakıldığında çok şık bir binadır. Bu yapının içinde çok önemli iki salon bulunurdu. Eski İstanbul sakinlerinin burada mutlak yaşanmış bir hikayesi bulunur. Giriş katındaki sinema Majik sineması idi. Bu yapı 1920’li yıllarda Sinema olarak inşa edilmiştir. Bu sinemanın zaman içinde farklı isimleri oldu. En son ismi Venüs Sineması idi. 1970’lerde Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi yanınca belli bir süre burası Devlet Tiyatroları tarafından kullanıldı. Bu sinemanın en güzel tarafı sinemanın cadde kotunda olması idi.  Film bitince kapılar açılınca, seyirciler kendilerini sokakta bulurlardı. Sinema doğal hava ile havalanmış olurdu. Yangın veya deprem durumunda sokağa çıkmak çok kolaydı. İstiklal Caddesi üzerindeki Etoil Sineması’da bu usulde idi.

Bu yapının alt katı ise Maksim idi. 1960’lı yıllardan itibaren İstanbul gece hayatının en zirve mekanı idi. Fahrettin Aslan tarafından işletilen mekan büyük direksiz bir salonu vardı. ‘’T’’ formunda bir sahnesi vardı. 25 sene İstanbul’un en gözde mekanı idi. Maksimin arkadan otoparktan Kazancı Yokuşu’na çıkışı vardı.


MEYDANA CEPHESİ OLMAYAN YAPILAR

DİVAN OTELİ

Divan Oteli; İstanbul'da, Taksim Gezi Parkı'nın kuzeybatı köşesinin karşısında, Cumhuriyet Caddesi ile Asker Ocağı Caddesi'nin kesiştiği köşedeki otel binası 1956 yılında inşa edilmiştir. İstanbul’un sosyal yaşamında önemli bir yapıdır.

Divan Oteli ve Pastanesi, 1950'lerin başında İstanbul'un tarihi otelleri Park Otel, Pera Palas ve Tokatlıyan'a ilaveten ilk büyük turistik otel olarak açılan Hilton Oteli'nden sonra yapılmıştır. Vehbi Koç'un Elmadağ'da Tenis Eskrim ve Dağcılık Kulübü kortlarının bitişiğinde, 50 dönümlük arazi üzerinde kurdurduğu otelin inşaatına 1955'te başlanmış, 1958'e kadar sürmüştür. Eylül 1958'de hizmete açılmadan önce, 1956 yılında İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Para Fonu yıllık toplantısına katılan yaklaşık 90 delege, Divan Oteli'nin ilk müşterileri oldu. İnşaatın ruhsat sorunları, bitirilmesi ve hizmete yetiştirilmesinde daha sonra İstanbul Belediye Başkanlığı yapacak olan Haşim İşcan aktif rol oynamıştır. Divan Oteli kuruluşundan itibaren adıyla ve havasıyla da "Amerikan" sayılan Hilton'a karşı, Park Otel geleneğine daha yakın bir atmosfere sahip bir konaklama tesisi olarak ün kazanmıştı. 1978 yılında yapının bitişiğindeki Ünver Oteli, Koç Holding tarafından satın alınarak, yapılan imar çalışmasıyla Divan Oteli'yle birleştirildi.

Otelin Kehribar adlı barı 1960'lı-1970'li yıllarda çok revaç bulan, özellikle basın çevrelerinin rağbet ettiği biri buluşma yeri olmuştur. Barın müdavimleri arasında Doğan Nadi, Attila İlhan, Ali Koçman, Altan Öymen, Aydın Boysan, Aydın Bolak, Bedii Faik, Şevket Rado, Abdi İpekçi, Baki Süha Ediboğlu, Nadir Nadi, Erol Simavi, Orhan Boran, Çetin Altan, Feyyaz Tokar, Hasan Pulur, Necati Zincirkıran, Ümit Yaşar Oğuzcan, Yaşar Kemal, Talat Orhon, Kemal Bisalman gibi İstanbul'un tanınmış simaları vardı. Burası batılılaşan şehrin entelektüellerinin toplanma mekanı idi.

Divan'ın diğer bir ünitesi olan pastanesi ise otelden daha ünlü idi; özellikle orta yaş ve orta yaş üstü müdavimleri vardır. 2008'in sonunda yenileme çalışmaları nedeniyle kapatılan Divan Oteli, yıkılarak tekrar inşa edildi ve 2011 yılında hizmete açıldı. Otelin önünde, 18. yüzyılda'da inşa edilmiş bir "Su Terazisi" yer almaktadır. Kule formunda olan bu Su Terazisi, yenilenen Divan İstanbul Oteli'nin önünde sergilenmeye devam etmektedir.


TAKSİM BELEDİYE GAZİNOSU

Taksim Belediye Gazinosu, bugün ki İntercontinental otelinin olduğu noktada inşa edilmişti. Tepebaşı bahçesindeki Garden Bar gibi, Taksim Bahçesi’nde de bir salaş gazino vardı. Bir zamanlar İstanbul Belediyesi’ni de salaş sevdası sarmıştı. Muvakkat diye yapılan bu salaşlar birer çirkinlik ve zevksizlik örneği olarak kalıcı olurdu. Bu Taksim bahçesindeki eski ahşap gazino yıkılmış ve fotoğraftaki bu güzel bina yapılmıştır. Bu yapı yapıldığı zaman İstanbul’un bu kadar ihtiyacı varken Gazino’mu yapılır diye epey gürültü koparılmıştı. İstanbul gibi bir şehirde Belediye Gazinosu’nu çok görmek abes idi. Bu format tuttuğu için daha sonra Florya, Bebek gibi birçok semte bu tür Belediye Gazinoları yapıldı. O dönemde sosyal hayatın gelişmesi için bu tür mekanlar gerekli idi. Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, yabancı heyetlerin ağırlanması, spor kulüplerinin ve hayır cemiyetlerinin baloların düzenlenmesi, okul ve talebe cemiyetlerinin çay düzenlemeleri, Hali vakti yerinde olan ailelerin düğünlerinin yapılması hep buralarda yapılırdı.


AYAZPAŞA ALMAN KONSOLOSLUĞU

Taksim’den Gümüşsuyu’na inen İnönü Caddesi’nin sağında yer almaktadır. İstanbul Boğazı’nı gören bir tepe üzerinde inşa edilmiştir. Almanya’nın birliğinin 1871 yılında sağlanmasının ardından, dünyada yapılan ilk Alman elçilik binasıdır. 95.000 altın marka satın alınan araziye, Mimar Goebbels’in tasarımını ölümünün ardından Mimar Kortum uygulamıştır. Arazinin satışı, halen Başkonsoloslu’ğun bahçesindeki Silahtar Ali Ağa’nın mezarının bakımının yapılması şartı ile gerçekleştirilmiştir. Yapımına 1874 yılında başlanan bina, 1 Aralık 1877 tarihinde tamamlanmıştır. Pencere silme taşları Arles’den, tuğlanın bir kısmı Livorno’dan getirilmiştir. Çatı köşelerindeki kartallar nedeni ile halk arasında 'Kuşlu Saray' olarak tanınmıştır. 1924 yılındaki onarımda bilinmeyen nedenle kartallar kaldırılmışlardır.


AYAZPAŞA PARK OTEL

Taksim’den Gümüşsuyu’na inen bulvarın sol kısmı eskiden müslüman mezarlığı idi. Bu alanın sağında dönemin Hariciye Nazırı ve daha sonra Sadrazam olan Tevfik Paşa’nın konağı bulunmakta idi. Bu konak ahşap oldukça büyük bir bina idi. Bu bina yandıktan sonra buraya yapılan binanın yarısı yeni, yarısı eski inşaat ile inşa edilmişti. Bu yapı Park Otel olarak 1930 ile 1970 yılları arasında faaliyet gösterdi. Cadde tarafından girilen geniş ve ferah bir otel girişi vardı. Girilen Loby katı otelin en üst katı idi. Otel meyilli bir araziye inşa edildiği için odalar alt katlarda idi.

 

 

iç. tas-istanbul.com/portfolio-view/taksim-meydaninin-hikayesi

31 Temmuz 1871...Tophane.
İlk Atlı Tramvay Azapkapı-Beşiktaş hattında, Tophane’de düzenlenen törenle hizmete alındı.
Hizmet, daha sonra Azapkapı-Aksaray, Aksaray-Yedikule, Aksaray-Topkapı hatlarıyla genişletildi.069-BVBY-attila_bulut-istanbul-001-nimet_vapuru069-BVBY-attila_bulut-istanbul-001-nimet_vapuru
Last modified on Mercredi, 07 Février 2018 18:43
Login to post comments