famous cartoon porn
cartoon porn games
porn cartoon

No: 090, Septembre - Eylül - September 2017

articles || makaleler (47)

086-1y-korayhale-gemerek_nire

Benim Prof. Dr. İlhan Başgöz’ü sevdiğim, saydığım kadar sevdiğiniz saydığınız birileri, kendisinden öğrenecekleriniz olan birileri varsa oralarda bir yerlerde ve “Bir fırsatını bulsam da gidip yanında bir süre kalsam, feyzinden yararlansam.” deyip duruyorsanız ve “Ah işte ne edeyim, hayat gailesi, günün meşgalesi... İnşallah bir gün ...” diye erteliyorsanız bu ziyareti, hemen şu anda bırakın elinizdeki kağıt kalemi, bilgisayar klavyesini, burnunuzu çeke çeke soğan soyduğunuz bıçağı, çifti, sapanı, traktör ya da taksi direksiyonunu. İndirin tozlu valizi yüklükten, iki takım fanila, tuman, bir kaç çift çorap bir kutu da çifte kavrulmuş fıstıklı lokum düşün yola.

Ben öyle yaptım geçen hafta.

İlhan hoca İndiana Eyaleti’nde Bloomington adlı küçük bir üniversite kentinde yaşıyor. Aslında bu tam doğru değil. İlhan hocanın mekanı bol. Edremit, Güre’de bir vakfı, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde, Ankara Bilkent Üniversitesi yakınında bir göz odası var. İlhan hoca kaldığı yerin hacmine kulak asmıyor. Kitapları sığsın yeter ona. Arada sırada benim gibi, çalışma ritmini aksatan dostlara ayıracağı bir döşek yorganı da varsa tamam. Keyif binbeşyüz.

Lundi, 10 Novembre 2008 10:12
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...

 

077-1ny-pinarfatih-fersat
Yedi gün önce yine bu karakoldaydım. Sınırı kaçak geçerken bizi yakalayan peşmergeler sorgulanmamız için Soran bölgesinin bu karakoluna getirmişti. Aslında benden çok Fersat sorgulanıyordu. Kim bu gazeteci, nereden tanıyorsun, niye geldiniz, nereye gidecektiniz... Fersat sol gözünü hiç kırpmadan savunmasını verirken ben tek kelimesini bile anlamadığım bu savunmayı ciddiyetle dinliyor gibi görünmeye çalışıyordum. Oysa beni ilgilendiren sadece Ezidiler’in Laleş Tapınağı’ndaki hac ibadetinde fotoğraf çekip çekemeyeceğimdi.

Yedi gün sonra yine aynı karakolun giriş koridorundaki bankta oturuyorum. Öyle yorgunum ki uyku, önce bedenimi sonra ruhumu teslim almak isteyen büyülü bir zehir gibi kanımda dolaşıyor. Burada uyuyup kalmaktan korkuyorum.

Mardi, 09 Août 2016 11:31
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...

077-BVBY-canyucel-rak_isesinde_can_ycel_olmak

Onun ölüm haberini aldığımda Kaş'ın en tepesinden Meis'e bakan muhteşem manzaralı bir balkonda iki yakın dostla içmekteydim. Üstelik yaşgünümdü o gün. İzmir'den arayan kitapçı dostum Ercan: "Can Baba'yı az önce kaybettik" diyordu telefonda. Elimde onun en yakını duruyordu. Rakı kadehi! O an elimdeki rakı kadehine bakıp şöyle mırıldandım: "Başın sağolsun dostum, biliyor musun ki, en yakınlarından birini kaybettin az önce!.."
Yıl 1995'in Nisan ayı. Ankara'da TÜYAP Kitap Fuarı'ndayız. Can Baba'yla aynı standda imza günümüz var. İmza günü saati geldi çattı ama Can Baba ve yayınevinin sahibi Mustafa Aksoy ortalarda yoklar. Öğlen yemeğine giderken beni de çağırdılar ama ben içmeye öğlenden başlamamak için gitmedim, sanki neye yaradıysa!
Can Baba'ya kitap imzalatmak için daha imza saati gelmeden sıraya dizilen genç okurlar, aralarında konuşmaya başladılar: "Baba kesin içiyordur gene, o yüzden gecikmiştir, olsun biz bekleriz, yaa keşke şu imza gece olsaydı!"

Vendredi, 12 Août 2016 07:14
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...

076-1y-lise-mehmetsaidaydn

 

Darasa: Ders gördü, öğrendi.

D-r-s üçlüsüyle birbirinden güzel kelimelerden bahsedeyim isterim. Ders mesela. Bir olay olur, ders alırız. Doğaya bakar ders çıkarırız. Ödevlerimiz dersler verir. Hoca gelir, ders anlatır. Tedrisat; tedris kelimesine çoğulu ekle. Öğretim demek. Müderris, ders veren. Eş anlamıyla muallim. Öğretmen. Mamoste. Hangisini canımız çekiyorsa o. Medrese; ders okutulan yer, okul, mektep. En geniş anlamıyla, aslında günümüzün üniversiteleri. Ondan önce de Yunan sitelerinde gelişen bütün düşünsel faaliyetlerin merkezi, bir tür toplanıp öğrenme yeri. Bütün bunların olabilmesi için de iki form lazım: İlki eldeki malzemeyi (“bilgi” olsun bu) aktaran yapı (hoca olsun bu da), ikincisi öğrenmeye talip olan muhatap (talebe, öğrenci, fakih).

Vendredi, 08 Juillet 2016 12:11
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...

Türler, melezlikler, türler arası geçirgenlikler… Tüm bunlara bakarken metinle sınırlandırılmış biçimci yaklaşımların pek çok şeyi, en önemlisi metnin ve türün bilinçdışını dışarıda bıraktığı düşüncesindeyim. Günümüzde birbirinin olanaklarından beslenen türler, sınırların ortadan kalkması, aşılması noktasında bir açıklığa ve geçirgenliğe de mekân oluyorlar.Bu bilgiylepostyapısalcıyaklaşımların, sökme ve aşındırma eylemlerinin, bağlamı içinden yapılan okuma çalışmalarının, içerik deşifresinden çok söylem analizlerinin olan biteni anlamakta, yeni ve taze olanı açıklamakta bize daha çok yardımcı olacağı kanısındayım. O nedenle ‘genç şiir’e yaklaşma çabası taşıyan bu yazı, 90’larla hızla başkalaşan dünya ve ülke gerçekleri içinden değişen ve üreyen şiirin nitelikleri üzerinde genel hatlarıyla durmaya çalışacaktır. Bunun için dikkat çeken şairler, dergiler ve fanzinler bu yazıda isimleriyle anılmayacaktır.

Dimanche, 08 Mai 2016 18:38
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...
073-2nf-pinarfatih-firat

2015 yılının Ekim ortası. Özyönetim üzerine kısa bir videoröportaj hazırlamak için Cizre’deyim. İki-üç gün içinde çekimi tamamlayıp döneceğim. Üçüncü gün bittiğinde bir gün daha kalmalıyım dedim. Dördüncü gün bittiğinde yarın dönerim dedim. Yedinci gün, ilk kez uzun metraj bir belgesel sinema filmi yapmaya karar verdim.

Lundi, 04 Avril 2016 18:06
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...

Sana bu mektubu yağmurun yıkadığı güzel bir günde, Ankara’dan yazıyorum. Şimdi topraktan yükselen buğuyu görebiliyor ve bahar kokusunu duyabiliyorsam döne döne şiirlerini okuduğum içindir. Sana yazmak elimi ayağımı dolaştırsa da doğum gününü kutlamak isterim. Acemi ve sarsak sözcüklerim anlamlı cümleler haline nasıl gelecek; bilmiyorum. Dilim yetersiz kalıyor; göze aldım. Sana yazmanın mutluluğu endişelerimi dağıtacak.


Yılın hangi mevsiminde, hangi ayında doğduğumuz sonraki yaşamımızda belirleyici oluyor galiba. Ya da ben bugün, senin şiire getirdiğin bahar havasına iyice kapılmışken buna inanmak istiyorum. Bugünü herhangi bir gün olmaktan çıkardığın için sana teşekkür ederim. Baharı daha derinden duyumsattığın için de…

Mercredi, 13 Avril 2016 07:22
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...

 

068-2nf-koroglu_gibi_bir_sey

 

Bu yazıyı, her gün gazetemizin Kültür sayfalarından Yaşar Kemal’in sağlık haberlerini verdiğimiz sırada yazıyorum. En büyük dileğim, bir an önce sağlığına kavuşması.

Yaşar Kemal’in rahatsızlanması, onun yazdıklarıyla yetişmiş, dahası Türkçenin pek çok güzelliğinin ayırdına onun edebiyatıyla varmış olanları kaygılandırdı. Pek çoğumuz kaleme sarıldık, Yaşar Kemal’in bizim için taşıdığı anlamı dillendirmeye çalıştık.

Hiç kuşkum yok, hastaneden çıkacak, şu son günlerde kendisi için yazılanları gülümseyerek okuyacak…

Jeudi, 12 Novembre 2015 17:05
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...
068-2nf-asut_attila-sosyalist_kaymakamn_sessiz_vedas

Ölüm haberini, bir gece sabaha karşı Zeki Sarıhan'dan gelen iletiyle öğrendim. 1960'ların efsane kaymakamı Yaşar Cankoçak, sessiz sedasız ayrılmıştı aramızdan. 28 Ekim'de Ankara'da ölmüş, iki gün sonra Karşıyaka'da toprağa verilmişti. Ama ne Zeki'nin, ne benim haberim olmuştu bu durumdan. İster istemez Yunus Emre'nin dizelerini anımsadım: "Bir garip ölmüş diyeler / Üç günden sonra duyalar..."

Vendredi, 06 Novembre 2015 00:00
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...
069-2nf-uyar_tomris-bir_adn_vard_senin_tomris_uyard
“Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı”

15 Mart’ta 70 yıl olacak Tomris Uyar doğalı. Oysa o, 4 Temmuz 2003’ten beri 62 yaşında... İlk kitabının da 40. yıldönümünde belki onunla hiç karşılaşmamış olanlar için ipuçları taşır bu yazı; Tomris Uyar ‘değer’ hayatlarına...

Lundi, 30 Novembre 2015 19:35
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...
1986-01-20-MAK_GAZ-AYHAN_Ece-Kucuk_bir_kultur-desen_Selcuk_Demirel-Cumhuriyet

iç. Cumhuriyet/Siyaset, 20 ocak 1986, No: 109

Dimanche, 27 Septembre 2015 12:01
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...

Salah Birsel, 1947-1972 yılları arasında yayımladığı ilk beş ve 1993’ten sonra yayımladığı dokuz1şiir kitabı ile Türk şiirine hatırı sayılır bir miras bırakmış şairlerimizdendir. Haydar Haydar’dan (1972) sonra 1993’e kadar günlükve özellikle deneme türünde çokça yazmasına rağmen şiir kitabı yayımlamamış olması, Birsel şiirinin günümüzde hak ettiği ilgiyi yeterince görememesinin başlıca sebeplerinden biridir.

Vendredi, 14 Août 2015 15:01
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...

Aralarında üniversite hocalarının da bulunduğu koca koca adamlardan şu sözü çok işitmişimdir:

-“Şapkalar kalktı, Türkçemiz bozuldu!”

Vendredi, 07 Août 2015 18:48
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...

Şirince’de, vaktiyle Müjde’nin satın aldığı bir köy evimiz vardı. Yaklaşık 150 yıllıktı. Duvarları çamur dolgulu taştan, yer yer bir metre kalınlığında ve biraz yamuktu. Banyonun içinde büyük kayalar vardı, yağmur yağdığında içlerinden su çıkardı. Mutfağın tavanını bir kestane tomruğu tutardı. Bahçe duvarından incir ağacı çıkmıştı. Çok güzeldi. O eve aşıktık.

Vendredi, 31 Juillet 2015 13:56
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...

Ülkede sistemli olarak ayrımcılığa uğramış olan başlıca üç grup var: Dindarlar, Kürtler ve gayrimüslimler” demiş Serdar Kaya, beni izana davet eden yazısında.

Bu, şaşırtıcı bir iddia. Öncelikle memlekette siyasi baskı ve ayrımcılık deyince ilk akla gelen grup unutulmuş. Solcular nerede? 1920’lerden 1990’lara dek aralıksız olarak polis baskısı altında tutulan, yasaklanan, fişlenen, işinden kovulan, vatan haini sayılan, tutuklanan, işkence gören, idam edilen, evlerine girilip kitapları “yakalanan” onlar değil miydi?

Dimanche, 26 Juillet 2015 13:56
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...

Sokrates der: “Adalet bir toplumda herkesin üzerine düşeni yapmasıdır.” Edebiyatçı üzerine düşeni yaptıktan sonra adalet tecelli eder mi etmez mi onu ilgilendirmez. Tecelli sadece politikacıları ilgilendiriyor...

 

064-2nn-duman_cihat-tecelliden-ziyade-arayis-adalet

Mardi, 14 Juillet 2015 17:48
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...

064-2nn-duman_cihat-turkce-siirde-arkadascilik

Natama Dergisi’nin ikinci sayısında “Allah’a küfür” içeren bir şiir yayımlandıktan sonra artık kâfir olduğum gerekçesiyle arkadaşlarımın yarısı tarafından terk edildim. Zaten birkaç ay sonra Gezi İsyanı çıktı, kalan arkadaşların da büyük çoğunluğu beni Kemalist olduğum gerekçesi ile reddetti, temizlendim, bir ferahlık geldi. Natama Dergisi’nin yayın kurulundaydım ve yayımlanan küfürlü şiirden mesuldüm. Gezi’ye sonradan Kemalistler dâhil olmuştu ve bundan ben mesuldüm. Biraz geriye gidelim bakalım acaba biz neden dergi çıkarıyorduk? Serüveni tersine doğru sökersek hakikate bir nebze yaklaşmış sayılacağız kanaatindeyim. Dergi çıkarttıkça arkadaşlarımızdan oluyorduk. Ya da bu arkadaşları acaba dergi çıkardığımız için mi başımıza bela etmiştik?

Samedi, 04 Juillet 2015 17:48
Published in articles || makaleler
Written by
Read more...
064-mehmet_troy_ozciger-Bir_zamanlar_biz_gerekten_kardetik

Kevork Soultanian, adından da anlaşılacağı üzere bir Ermeni’dir…

Şişe dibi kalınlığında miyop cam gözlüklü, kısa boylu, mavi gözlü, iri elli, atmaca burunlu Kevork; Amerika Birleşik Devletleri California Eyaleti, Pasadena şehrinde kuru temizleyicilik ve terzilik yapar.

Vendredi, 31 Juillet 2015 20:25
Read more...